SEMPOZYUM HAKKINDA
Rumeli, Osmanlı Avrupa'sında kalan topraklara verilen genel bir isimdir. Ancak bu isim, günümüzde Balkan toplumları arasında pek bilinmemektedir. Türkiye toplumunun hafızasında ise Rumeli kelimesi, bir zamanlar elden çıkmış ve zorunlu olarak “elveda” denilmek durumunda kalınmış bir mazinin hazin mekânıdır. Tarihsel süreç içerisinde Balkanlar, Anadolu’nun kardeş coğrafyası, sürekli gidip-geldiği bir komşusudur. Nasıl ki bir insan kardeşine, sürekli gidip-geldiği komşusuna sırtını dönemezse, Anadolu ve Balkanlar da birbirine “elveda” diyemez. Osmanlı Devleti'nin Balkanlar’dan çekilmek zorunda kaldığı tarihten 100 yıl sonra ekonomik, siyasi ve kültürel açılardan Balkanlar’ın ve Türkiye’nin birbirlerine yeniden “merhaba” dedikleri bir süreci yaşıyoruz. Bir asır önce "elveda Rumeli" derken tarih bizi yeniden "merhaba Rumeli" deme noktasına getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu dünya tarihi denilen büyük resmin içinden çekip çıkarıldığında; bu resmin görünümü büyük oranda değişecektir. Başta Balkanlar olmak üzere Osmanlı’nın hüküm sürdüğü coğrafyaların tarihlerini ancak Osmanlı İmparatorluğu’nu işin içine katarak yazmak mümkündür. Aksi takdirde bu bölgelerin tarih yazımında doldurulamaz boşluklar oluşacaktır. Balkanlar’da Osmanlı etkisi doğrudan ve çok daha belirgindir. Bu nedenle de genelde hâkim olduğu bütün topraklarda özelde ise Balkanlar’da Osmanlı mirası yeniden tartışılması gereken bir olgu olarak karşımızda durmaktadır. Balkanlar’da Osmanlı mirasını bir algılama olarak “gelenek”ten ayırarak “süreklilik” bağlamında değerlendiren Maria Todorova’ya göre, “Balkanlar’da bir Osmanlı mirası aramak anlamsız bir çabadır; çünkü Balkanlar, Osmanlı mirasının bizatihi kendisidir". Hiç şüphesiz ki Osmanlı Devleti'nin Balkanlar’daki, geçmişte fiili günümüzde ise kültürel varlığı 600 yıllık devlet geleneği içinde güçlü bir kayıt sistemine sahip olmasında aranmalıdır. Bu kayıt sisteminin istikrarlı ve özenle tutulduğu dönemler ile Osmanlı'nın en güçlü olduğu dönemler veya Osmanlı'nın gücünün azalması ile bu sistemdeki aksamalar birbirine paralel seyreden bir süreç arz etmektedir. Osmanlı'nın kullandığı bu kayıt sistemini, devletin gücünün ve bu gücün devamlılığının en önemli göstergesidir. Osmanlı Devleti, arşivlerini oluşturan ve hazine olarak nitelendirdiği bu dokümanların öneminin bilinci içerisinde, bunların tutulması ve korunmasına büyük önem vermiştir. Tarihsel kökenleri, Osmanlı'nın devlet teşkilatı içerisinde arazi ile ilgili muameleleri yürüten bir daire olmasının yanında, aynı zamanda devletin en önemli arşivi konumunda olan Defter-i Hakani'ye dayanan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, günümüze ulaşan bu arşiv hazinelerinin önemli bir kısmını halen Kuyûd-ı Kadime Arşivi'nde muhafaza etmektedir. Kuyûd-ı Kadime Arşivi'nde başta mufassal, icmal ve evkaflardan oluşan tahrir defterleri olmak üzere çok çeşitli dokümanlar bulunmaktadır. Ruznamçe ve Kal'a defterlerinden vakf-ı cedid defter ve belgelerine; tımar tevcih beratlarından ikame-i pazar ve panayır belgelerine; defterhane'nin merkez ve taşra birimlerinde kullanılan mühürlerden Kanunname ve nizamnamelere; defterhane'nin teşkilat yapısı ile ilgili defterlerden memurin sicil-i ahval kayıtlarına kadar zengin bir muhtevaya sahip dokümanlar sayılabilir. 26-28 Nisan 2013 tarihinde Balıkesir'de yaklaşık 20 kadar değişik ülkeden sahanın uzmanı 23 profesör, 15 kurum yetkilisi ve birçok akademisyenin katılımıyla "Metodolojik Yaklaşımlar" teması ile birincisi gerçekleştirilen Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu (UBTAS)’nun Balkan tarihi araştırmalarında bu kayıtların hak ettikleri seviyede bilinip değerlendirilemediklerini açıkça göstermiştir. Dolayısı ile Balkan tarihi araştırmalarında bu arşivler vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Bu bağlamda sempozyum arşivlerimizde tutulan kayıt ve belgelerin araştırmacılar tarafından bilinip tanınmasına ve onların istifadesine sunulmasında önemli bir işlevi yerine getirecektir. Bu da eksik ve yanlış bilgilerden hareketle yapılan çalışmaların önüne geçilmesinde ve Osmanlının Balkanlar mirasının gerçeklere en yakın bir şekilde ortaya çıkarılmasına hizmet edecektir. Dolayısıyla Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu'nun (UBTAS), ikincisinin "Balkanlar’da Osmanlı Mirası ve Defter-i Hakani" temasıyla 1-4 Mayıs 2014 tarihinde Karadağ'da yapılması planlanmıştır. 400 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalan Karadağ bugün Balkanlar’ın en küçük ülkelerinden biri olmasına rağmen önemli bir Osmanlı mirasına sahiptir. Bu nedenle sempozyum yeri olarak Karadağ seçilmiştir.
© 2014 II. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu|Can YASTIOĞLU, Gürkan GÖÇER, Hüseyin KARAOĞLU| Grafik Tasarım: Yasemin KAYABAŞI